İçeriğe geç
Motive Hislerim içindeki güneşi uyandır
#İçselYolculuk

Kendine Şefkat Göstermenin 5 Basit Yolu

Melike İşler · Motive Hislerim ☕ 8 Dakikalık Okuma
Kendine Şefkat Göstermenin 5 Basit Yolu

En yakın arkadaşın sana gelip bir hata yaptığını, kendini çok kötü hissettiğini anlatsa ona ne söylerdin? Muhtemelen elini tutar, “Herkes hata yapar, bu seni kötü biri yapmaz” derdin. Belki ona bir çay koyar, sarılır, birlikte çözüm ararsın. Onu yargılamaz, suçlamaz, geçmişteki hatalarını yüzüne vurmazdın. Peki aynı şefkati kendine ne sıklıkla gösteriyorsun?

Çoğumuz başkalarına karşı son derece anlayışlıyken, kendimize karşı acımasız bir yargıca dönüşürüz. “Nasıl bu kadar aptal olabildin?”, “Yine beceremedin”, “Herkes başarıyor, bir tek sen…” Bu cümleleri bir arkadaşımıza asla kurmayız ama kendimize her gün, hatta günde onlarca kez fısıldarız. Üstelik bunu o kadar alışkanlıkla yaparız ki çoğu zaman farkına bile varmayız.

Ben de uzun yıllar boyunca kendime karşı sert olmanın beni daha iyi bir insan yapacağına inandım. Kendimi eleştirirsem daha çok çalışacağımı, hatalarımı affetmezsem bir daha yapmayacağımı düşünüyordum. Ama sonuç hiç de öyle olmadı. Daha çok çalışmak yerine daha çok yoruldum; hatalarımdan ders almak yerine onlardan korkmaya başladım. Öz şefkati keşfetmek, hayatımdaki en sessiz ama en derin dönüşümlerden biri oldu. Bu yazıda seninle bu yolculukta bana en çok yardımcı olan beş basit yolu paylaşmak istiyorum.

Öz Şefkat Nedir, Ne Değildir?

Öz şefkat, kendine karşı nazik, anlayışlı ve destekleyici olmaktır; özellikle de zor zamanlarda. Psikoloji alanında bu kavram üzerine yapılan çalışmalar, öz şefkatin üç temel bileşenden oluştuğunu söyler: Kendine nezaket göstermek, acı çekmenin ortak bir insanlık deneyimi olduğunu hatırlamak ve duygularını bastırmadan ya da büyütmeden fark edebilmek.

Öz şefkat hakkında bazı yanlış inanışlar da var ve bunlar çoğu zaman bizi bu yoldan uzak tutar:

  • “Öz şefkat bencilliktir.” Aksine, kendine iyi bakan biri başkalarına da çok daha fazlasını verebilir. Boş bir bardaktan kimseye su veremezsin.
  • “Kendime şefkat gösterirsem tembelleşirim.” Kendine şefkatle yaklaşan insanlar hatalarından daha kolay ders çıkarır, çünkü hata yaptıklarında kendilerini yerden yere vurmakla enerji harcamazlar.
  • “Öz şefkat, kendine acımaktır.” Kendine acımak, “neden hep ben?” diye düşünerek acıya gömülmektir. Öz şefkat ise acıyı kabul edip kendine destek olmaktır.
  • “Öz şefkat, sorumluluktan kaçmaktır.” Hayır. Kendine şefkat göstermek, yaptığın hatanın sorumluluğunu almana engel değildir; sadece bunu kendini cezalandırmadan yapmanı sağlar.

Kendine, en sevdiğin arkadaşına davrandığın gibi davran. Bu, dünyanın en basit ama en dönüştürücü alışkanlığı olabilir.

Neden Kendimize Bu Kadar Sertiz?

Kendimize karşı sertliğimizin kökleri genellikle çocukluğa uzanır. Belki çok eleştirildiğimiz bir ortamda büyüdük, belki sevgiyi ancak başarılı olduğumuzda hak ettiğimizi öğrendik. Belki de “kendini beğenmiş” görünmekten korktuğumuz için kendimizi sürekli küçümsemeyi alışkanlık hâline getirdik.

Zamanla bu dış sesler içselleşir ve bizim kendi sesimiz gibi duyulmaya başlar. Annemizin, öğretmenimizin ya da toplumun beklentileri, kafamızın içinde bitmek bilmeyen bir eleştiri yayınına dönüşür. Bu sesi fark etmek ve onun aslında bize ait olmadığını anlamak, değişimin ilk adımıdır.

Bir de şu var: Kendimize sert davranmak, kontrol hissi verir. “Kendimi eleştirirsem, başkaları beni eleştirmeden önce hatalarımı düzeltirim” diye düşünürüz. Ama bu strateji bizi korumak yerine yıpratır ve çoğu zaman tam da korktuğumuz şeye, yani başarısızlığa daha yakın hâle getirir.

1. İç Sesini Fark Et ve Yeniden Yaz

İlk adım, kendinle nasıl konuştuğunu fark etmek. Bir gün boyunca iç sesini bir dedektif gibi takip et. Bir hata yaptığında, aynaya baktığında, bir işi yetiştiremediğinde kendine neler söylüyorsun? İstersen bu cümleleri telefonuna ya da küçük bir deftere not al.

Sert bir cümleyi yakaladığında dur ve şu soruyu sor: “Bunu sevdiğim birine söyler miydim?” Cevap hayırsa, o cümleyi daha nazik bir şekilde yeniden yaz. “Yine her şeyi berbat ettim” yerine “Bugün işler planladığım gibi gitmedi, yarın farklı bir şey deneyebilirim” demek, aynı gerçeği çok daha şefkatli bir dille ifade eder. “Çok çirkin görünüyorum” yerine “Bugün kendimi yorgun hissediyorum, biraz dinlenmeye ihtiyacım var” demek, bedenine karşı daha adil bir bakıştır.

Bu, kendini kandırmak ya da gerçekleri görmezden gelmek değil. Sadece tonunu değiştirmek. Çünkü aynı bilgi, sert bir dille söylendiğinde seni dondurur; nazik bir dille söylendiğinde ise harekete geçirir.

2. Elini Kalbine Koy

Bu kulağa basit, hatta biraz garip gelebilir ama bedenin dokunuşa tepki verir. Sevdiğimiz biri bize sarıldığında ya da elimizi tuttuğunda nasıl rahatladığımızı düşün. Aynı rahatlamayı kendi dokunuşumuzla da yaratabiliriz.

Zor bir an yaşadığında elini kalbinin üzerine koy, sıcaklığını hisset ve birkaç derin nefes al. İstersen içinden şu cümleleri söyle: “Bu zor bir an. Zor anlar hayatın bir parçası. Kendime nazik olabilirim. Bu anda ihtiyacım olan şefkati kendime verebilirim.” Bu küçük jest, sinir sistemine güvende olduğunu hatırlatır ve yoğun duyguların biraz yumuşamasına yardımcı olur.

Elini kalbine koymak sana uygun gelmiyorsa, kendi kollarına sarılabilir, yanağını avucuna yaslayabilir ya da iki elini karnının üzerine koyabilirsin. Önemli olan, sana iyi gelen ve seni sakinleştiren bir dokunuş bulmak.

3. Ortak İnsanlığı Hatırla

Acı çektiğimizde kendimizi dünyada bu hisle yaşayan tek kişi sanırız. “Herkes mutlu, herkes başarılı, bir tek ben böyleyim” diye düşünürüz. Oysa şu an dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan tam olarak senin hissettiğin şeyi hissediyor: yetersizlik, yalnızlık, kaygı, hayal kırıklığı.

Kusurlu olmak insan olmanın doğal bir parçası. Hata yapmayan, düşmeyen, zorlanmayan kimse yok. Bu düşünce seni yalnızlıktan çıkarır ve diğer insanlarla bir bağ kurar. Zor bir anında kendine şunu hatırlatabilirsin: “Şu an benim gibi hisseden pek çok insan var. Ben yalnız değilim. Bu his, insan olmanın bir parçası.”

Bu bakış açısı, utancı da azaltır. Çünkü utanç bize “sen kusurlusun ve bu yüzden diğerlerinden ayrısın” der. Ortak insanlık ise “sen kusurlusun, tıpkı herkes gibi” der.

4. Bedenine İyi Bak, Ama Ceza Olarak Değil

Öz şefkat, bedenine de uzanır. Ama burada önemli bir ayrım var: Kendine iyi bakmayı bir ceza ya da zorunluluk olarak değil, bir sevgi ifadesi olarak görmek. “Kilo vermeliyim, çünkü yetersizim” yerine “Bedenimi hareket ettirmek bana iyi geliyor” demek. “Spor yapmazsam berbat biriyim” yerine “Bugün bedenime biraz hareket hediye edeceğim” demek.

Yeterince uyumak, su içmek, besleyici yemekler yemek, yürüyüşe çıkmak… Bunların hepsi kendine “sen değerlisin” demenin yolları. Ve bunları sevgiyle yaptığında sürdürmek de çok daha kolay olur.

  • Bugün kendine sevdiğin bir yemeği özenle hazırla ve güzel bir tabakta sun.
  • Uyku saatini yarım saat öne çek ve yatmadan önce ekranları kapat.
  • Gün içinde en az bir kez sadece keyif için hareket et: dans et, esne, yürü.
  • Yorgun olduğunda kendine dinlenme izni ver, suçluluk duymadan.
  • Aynaya baktığında bedeninin senin için yaptığı bir şeye teşekkür et.

5. Kendine Bir Şefkat Mektubu Yaz

Bu, öz şefkat pratikleri arasında en sevdiğim ve en dönüştürücü bulduğum egzersiz. Seni üzen, utandıran ya da yetersiz hissettiren bir konuyu düşün. Belki bedeninle ilgili bir şey, belki bir ilişki, belki de geçmişte yaptığın bir hata.

Sonra, seni koşulsuz seven, tüm kusurlarınla kabul eden bilge ve şefkatli bir arkadaşın gözünden kendine bir mektup yaz. Bu arkadaş sana ne söylerdi? Seni nasıl teselli ederdi? Hangi güçlü yanlarını hatırlatırdı? Bu durumu hangi koşulların ortaya çıkardığını nasıl anlatırdı? Seni yargılamadan, sadece sevgiyle yazdığını hayal et.

Bu mektubu yazdıktan sonra bir kenara koy ve birkaç gün sonra tekrar oku. Kendi kelimelerinin sana ne kadar iyi geldiğine şaşıracaksın. Zor zamanlarda bu mektuba geri dönebilir, hatta her yıl yeni bir mektup yazabilirsin.

📖 Bunu da okumak isteyebilirsin: İç Eleştirmenle Barışmak: Kendine Nazik Olmanın Gücü

Yaşamın küçük molası

Sabır, beklemek değil; beklerken güzel kalabilmektir.

— sabır

Öz Şefkat Pratiğinde Karşılaşabileceğin Zorluklar

Öz şefkat yolculuğuna başladığında bazı dirençlerle karşılaşman çok doğal. Yıllardır kendine sert davrandıysan, nazik olmak başta yabancı, hatta rahatsız edici gelebilir. Bazı insanlar kendilerine şefkat gösterdiklerinde ilk başta hüzün hissettiklerini anlatır. Bu, uzun süre bastırılmış duyguların nihayet yüzeye çıkmasıdır ve aslında iyileşmenin bir işaretidir.

Bir diğer zorluk da “hak etmiyorum” hissi olabilir. Şefkati sadece başarılı olduğumuzda ya da iyi davrandığımızda hak ettiğimizi düşünürüz. Ama şefkat bir ödül değil; her insanın, her koşulda hak ettiği temel bir ihtiyaç. Bir bebeği sadece iyi davrandığında sevmeyiz; onu var olduğu için severiz. Sen de var olduğun için sevgiyi hak ediyorsun.

7 Günlük Öz Şefkat Planı

  1. 1. gün: Gün boyunca kendine söylediğin sert cümleleri not al. Sadece fark et, değiştirmeye çalışma.
  2. 2. gün: Not aldığın cümlelerden üçünü daha nazik bir dille yeniden yaz.
  3. 3. gün: Zorlandığın bir anda elini kalbine koy ve üç derin nefes al.
  4. 4. gün: Kendine sevdiğin bir yemeği özenle hazırla.
  5. 5. gün: Zor bir anında “Benim gibi hisseden pek çok insan var” cümlesini hatırla.
  6. 6. gün: Kendine bir şefkat mektubu yaz.
  7. 7. gün: Haftanı gözden geçir ve kendine bu hafta gösterdiğin çaba için teşekkür et.

🌿 Bu konuyla ilgili şu yazı da sana iyi gelebilir: Mükemmeliyetçilikten Kurtulmak: “Yeterince İyi” Olmanın Özgürlüğü

Sık Sorulan Sorular

Öz şefkat ile özgüven aynı şey mi?

Hayır. Özgüven çoğu zaman başarılarımıza ve başkalarıyla kıyaslamaya bağlıdır; işler kötü gittiğinde sarsılabilir. Öz şefkat ise koşulsuzdur: Başarılı olsan da olmasan da kendine nazik davranmanı sağlar. Bu yüzden zor zamanlarda çok daha sağlam bir dayanak sunar.

Kendime şefkat göstermek bana yapay geliyor, ne yapmalıyım?

Bu çok normal. Yeni bir dil öğrenmek gibi düşün; başta kelimeler yabancı gelir. Küçük adımlarla, belki sadece elini kalbine koyarak başla. Zamanla bu nezaket daha doğal hissettirecek.

Öz şefkat hatalarımı görmezden gelmeme neden olmaz mı?

Tam tersine. Kendini yargılamaktan korkmadığında, hatalarına daha dürüst bakabilirsin. Öz şefkat, “Bu hatayı yaptım, bundan ne öğrenebilirim?” sorusunu sormanı kolaylaştırır.

Öz şefkati çocuklarıma nasıl öğretebilirim?

En etkili yol, örnek olmak. Bir hata yaptığında çocuğunun yanında kendine nazik konuşmak (“Ah, bardağı devirdim. Olur böyle şeyler, hemen silerim”) ona çok güçlü bir model sunar. Onların hatalarına da aynı şefkatle yaklaşmak, içlerinde yargılayıcı değil destekleyici bir ses büyümesine yardımcı olur.

Küçük Bir Hatırlatma

Öz şefkat bir gecede kazanılan bir beceri değil. Yıllarca kendine sert davrandıysan, bu alışkanlığı değiştirmek zaman alacak. Bazı günler eski iç sesin geri dönecek ve bu çok normal. Önemli olan, onu fark ettiğinde kendine yine şefkatle yaklaşmak; hatta kendine şefkat gösteremediğin için bile kendine şefkat göstermek.

Sen sevgiyi, anlayışı ve nazikliği hak ediyorsun. Başkalarından olduğu kadar, kendinden de. Bugün kendine söyleyeceğin en güzel cümle ne olurdu? 💛

Paylaş:

Melike İşler

Motive Hislerim Kurucusu & Yazarı

Hakkımda Daha Fazla

Kendimle iyileştirdiğim günler, sakin kahvelerim ve dinginliğimin koşturmaca arasında derin bir nefes olmasını umuyorum. Burada ruhunuza ve kalbinize iyi gelecek satırlar bulmanız dileğiyle.

Sevebileceğin

Bunu da Sevebilirsin

Tüm Yazılar
Birlikte büyüyelim

Düşüncelerini Paylaş

Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Yaşamını yavaşlatmak için uyguladığın küçük bir ritüel var mı? Düşüncelerini buraya sevgiyle bırakabilirsin.

E-posta adresin yayınlanmayacak.

Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır. Kişisel verilerinin nasıl işlendiğini Gizlilik Politikası'nda bulabilirsin.